Dini Bilgiler

Allah’ın Varlığı ile ilgili bir Tereddüdüm Var…

By  | 

Değerli kardeşimiz,

1. Bir açıdan insanı insan yapan aklıdır. Akıl, gerçekleri kavrayabilen bir mekanizmadır. Bu sebepledir ki, bütün hakikatlerini akla kabul ettiren İslam dininin yegâne muhatapları akıllı insanlardır. Çocuklar ve deliler (zihinsel engelliler) bu yüzden sorumlu tutulmamıştır.

2. Din ise, bir imtihandır, aklını iyi kullanıp gerçekleri mantık penceresinden görüp hakka teslim olanlarla, aklından ziyade şeytanın vesveselerine kapılıp duygusal hareket edenleri birbirinden ayırmak ister. Kainatın adaletine şehadet ettiği Yüce Allah, imtihanda olanlara fırsat eşitliği vermek için, herkesin aklına kapı açar, fakat özgür iradesini elinden alacak şekilde çok açık bir referansla zorunlu istikamet göstermez. Çünkü bu takdirde -deyim yerindeyse- aklını kullanan çalışkan öğrencilerle iç dürtülerine yenilmiş, tembel öğrenciler arasında fark kalmaz. İman esasları açısından, bu ihtimallerin varlığı bundan kaynaklanıyor.

3. İhtimaller genel olarak iki kısımdır:

Birincisi: Aklî bir delile dayalı olarak ortaya çıkan ihtimaller. Bunlar, dayandıkları delillerin gücü nispetinde değer ifade ederler. Örneğin; bir arkadaşınızı iftara davet etmişsiniz, iftara yakın kapının zili çaldığında ilk aklınıza gelen bu arkadaşınızdır. Bu kuvvetli bir ihtimaldir. Ama eğer bu durumda, ayrıca aile fertlerinizden dışarıda olanlar da varsa, bu ihtimal ona göre küçülür. Her şeye rağmen bu aklî, bilimsel bir ihtimaldir.

İkincisi: Bir şeyin herhangi bir durumuyla ilgili aklî bir veriye dayanmayan, fakat yine de zihinde var olan ihtimallerdir. Bu gibi ihtimallerin hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Mantık ilminde belirlenmiş bir kural vardır: “Herhangi bir delile dayanmayan bir ihtimalin hiçbir değeri yoktur.”

Mesela; şu anda Marmara denizinin bir süt gölü haline dönüşmesi muhtemeldir. Ancak, bu ihtimal yalnız bir imkân-ı zihnidir. Yani insanın zihninde böyle bir ihtimal kendini gösterebilmektedir. Fakat, böyle bir ihtimalin gerçekleşme ihtimali, sıfırdır. Bu yüzdendir ki, hiç kimse bu tür ihtimalleri kale almıyor.

loading...

Daha da gerçekçi bir ihtimal tablosu, insanın ömrüdür, ecelidir. Her şeyi hikmetle yapan Allah, insanların ecelini gizli tutmuştur. Ta ki, her an hem ölüm, hem de yaşam ihtimali bulunsun. Bulunsun ki, insan yaşamak ümidiyle hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya,  her an ölecekmiş gibi de öbür dünyaya çalışsın.

4. Şeytanın işi, insanlarla uğraşmaktır. Her bir insanın zayıf bir damarını bulup onu oradan vurmaya çalışır. En müthiş tuzaklarından biri de, insanı bilmediği yöne sevk ederek yolunu şaşırtmak ve doğru yoldan saptırmaktır.

Mesela; İslam dininin temel esasları olan iman sarayına girmek için yüz açık veya rahatlıkla açılabilir kapısı vardır. Fakat o kapılardan yalnız birinin anahtarı sizde yoktur. İşte bu zaafınızı çok iyi bilen şeytan, büyük bir kurnazlıkla, o açık olan 99 kapıdan girmenize izin vermez, o taraflara yöneldikçe, o kafanızı karıştırmak için, iki de bir, “Eğer bu sarayda gerçekten hayat olsaydı, bu kapı açık olacaktı… Madem açık değil, demek ki, içerisi boştur.”

Oysa, 99 kapısı açık olan bir saray hakkında: “İçine girilmez, orada hayat yoktur, orası bomboştur.” iddiasının matematik ihtimallere göre, beş para değeri yoktur. Çünkü, tam tersine, bir sarayın 99 kapısı kapalı olsa, bir tek kapısı açık olsa, yine de o saraya girmek mümkündür.

İşte şeytanın bu demagojik manevrası karşısında uyanık olmak, Allah’a yalvarmak, ona sığınmak, misal olarak şöyle bir fikir jimnastiğini yapmaktır:

“Her şey benim bilgime bağlı değil, söz gelimi ben kendi tırnağımın hangi maddelerden oluştuğunu bile bilmiyorum. Allah hakkında da bilmediğim şeyler olacaktır. Bir şeyi bilmemem, onun olmadığına delil olmaz. Demek ki, Kur’an’ın dediği şeytan gerçekmiş ki, beni yoldan saptırmaya çalışıyor. Öyleyse, bana düşen onun sesini, soluğunu kesecek imanla ilgili eserleri okuyup imanımı kuvvetlendirmektir…”

loading...