Dini Hikayeler

Allah’ı Arayan Adam’ın Muhteşem İnsan

By  | 

Efendimiz’in dünyayı teşriflerinden önce insanlar puta tapıyorlardı. Allah’ı unutmuşlardı. Ancak içlerinden bazıları vicdanlarında bir olan Allah’ı duymuş ve inanmışlardı. Belki inandıkları Allah’a, “Allah’ım” diyemiyor, hatta bu ismi de bilemiyorlardı; ama, mânâ olarak böyle bir Allah’a inanıyorlar ve dualarını ona yapıyorlardı. Efendimiz’in gelmesine az bir zaman kalmıştı. Hava o kadar yumuşamıştı ki, Allah Rasulü bir yüksek basınçla âdeta onların iklimini tesir altına almıştı. Sanki bir yağmur geliyordu da, bu yüce ruhlar ellerindeki his ve duygu âletleriyle gelecek bu İlâhî yağmuru önceden seziyorlardı. Seziyor ve etraflarındaki insanları müjdeliyorlardı.

loading...

İşte bu kişilerden birisi de dünyada iken cennetle müjdelenmiş on kişiden birisi olan Hz. Said’in babası Zeyd’di. Zeyd, daha Efendimiz’e peygamberlik gelme- den, Yüce Yaratıcı’nın varlığını sezmiş, putların hiçbir şey yaratamayacağını hissetmiş ve aklıyla Allah’ın var

loading...

olduğuna inanmıştı. O, yer yer putlara sırtını dönüyor ve şöyle diyordu:

– Bunlara ibadet edilmez. Bunların hepsi bâtıldır. Ben, yüce bir Yaratıcı’nın olduğunu biliyorum. Ama O’na nasıl ibadet edeceğimi bilemiyorum.

Zeyd hak dini bulmak için bir arayış içine girmişti. Bu amaçla Hıristiyanların ve Yahudilerin yaşadığı yer olan Şam’a gitti. Orada bir Yahudi alimine rastladı. Ondan din- leri hakkında bilgi istedi. Yahudi alim ile Zeyd arasında şöyle bir diyalog geçti:

– Bana dininizi tanıtır mısın? Eğer dininizin hak din olduğu kanaatine varırsam dininize girerim.

– Bizim dinimize girersen Allah’ı öfkelendirirsin.

Nasıl olur? Ben Allah’ın öfkesinden kaçarak ta buralara kadar geldim. Allah’ın öfkesini değil memnuniyetini ve rah- metini arıyorum. Elimden geldiğince Allah’ın hoşuna gide- cek şeyleri araştırıp Allah’ın hoşlanmadığı şeylerden kaçma- ya çalışıyorum. Öyleyse sen doğru olan bir din söyle.

– Ben bugün, Hanif dini dışında doğru bir din bilmiyo- rum.

– Haniflik nedir?”

– Hz. İbrahim’in dinidir. O ne Yahudi ne de Hristiyandı. Allah’tan başkasına tapmıyordu.

Zeyd, Yahudi alimin yanından çıkıp Hristiyan bir alimin yanına gitti. Ona da aynı şeyleri sordu. Hristiyan alimin Zeyd’e verdiği cevap Yahudi alimin verdiği cevapla aynı idi.

Zeyd, Hristiyan alimin de aynı cevabı vermesi üzerine ellerini Allah’a kaldırıp,

– Allah’ım, seni şahid kılıyorum: Ben İbrahim’in (aleyhis- selâm) dini üzereyim, dedi.

Zeyd, bu inanç üzerine hayatını devam ettirdi. Mekkeli müşriklerin bâtıl inanç ve adetlerinden uzak durdu. Kendi ferasetiyle yakında Cenab-ı Hak tarafından yeni bir din ve peygamber gönderileceğini hissediyordu. Ancak bu dinin bir ferdi olamayacağı için de üzülüyordu. Çünkü artık iyice yaşlanmıştı. Çok rahatsızdı. Ölüm yatağındaydı. Çocuklarına ve akrabalarına son söz olarak şunları söyledi:

– Ben Allah’ın bir dini olduğuna inanıyorum ki, o di- nin gölgesinin başınızın üzerinde olduğunu hissediyorum. O din zuhur ettiği zaman, vakit geçirmeden hemen ona dehalet edin.

Kıssadan Hisse

1. Zeyd, bu şekilde ruhunu çok sevdiği Rabbine tes- lim etmişti. Onun bu sözleri bir çok şeyi aklı ve ferasetiy- le anlamış olduğunu gösteriyordu ki, bu da, “İnsanların elleriyle yapılan bu şeyler asla ilâh olamazlar” demekti. Dolayısıyla, insan eliyle dikilen put ve heykellerin hiçbi- ri, insanların ihtiyaçlarını karşılayamazdı. Zira, aslında on- lar insanlara muhtaçtı. Kendileri muhtaç olan bir varlık, başkalarının ihtiyaçlarına nasıl cevap verecekti ki?

2. Asrımızda Zeyd gibi hak ve hakikate susamış milyon- larca insan var. Bize düşen vazife, Efendimiz’in mesajını bu sinelere duyurmaktır. O’nun getirdiği mesaj bir hu-

zur kaynağıdır. İnsanlığa, yeniden bu huzuru götürmenin yegâne çaresi, insanımıza O’nu ve O’nun getirdiği nûru tanıtabilmektir. Bugün Afrika’dan Orta Asya’ya, oradan Amerika’ya kadar hemen bütün dünyada O’nun hesabına bir diriliş müşahede edilmekte, hak yolcuları mekikleriyle harıl harıl O’nun düşüncelerini işleyerek İslâm hesabına in- celerden ince dantela ve kaneviçeler örmektedir. Ne mutlu o kutlulara!

 

loading...