loading...

Dini Bilgiler

Peygamberimiz (sav) namazlarda bunları okurdu!

By  | 

Peygamber Efendimiz namazlarda hangi sûreleri okurdu?

loading...

Değerli kardeşimiz,

loading...

Namazda en iyi bildiğimiz âyet ve sûreleri okumak gerekir. Çünkü Ebu Said şöyle demiştir:

“Namazda Fatiha ile kolayımıza gelen sureleri okumakla emrolunduk.”

Namazda Kur’an-ı Kerim’in herhangi bir yerinden okunabilir. Falanca âyet okunur gibi bir kısıtlama getirilmemelidir.

Bununla beraber Peygamberimiz (asm)’in namazlarda okuduğu sûrelerle ilgili hadisler bulunmaktadır.

Mesela, Hz. Peygamber (asm) Muaz b. Cebel’e şöyle buyurmuştur:

“Veşşemsi ve duhaha, Sebbihisme rabbikel ala, Vel-Leyli iza yağşa sürelerini oku.” .

Ebu Berze’nin rivayet ettiğine göre “Hz. Peygamber (asm) sabah namazında altmış ile yüz âyet arasında okurdu.”

Ebu Hureyre şöyle demiştir:

“Kıldığı namazı falancadan daha çok benzeyen birini görmedim. Süleyman bin Yesar dedi ki: O kişinin arkasında namaz kıldım, sabah namazında uzun sûrelerden, akşam namazında kısa sûrelerden, yatsı namazında ise orta derecede uzun sürelerden okuyordu.”

Cabir b. Semure’den rivayet edilen başka bir hadis de

“Hz. Peygamber (asm) sabah namazında ‘Kaf vel Kuranil mecid’ ve benzeri sûreleri okurdu. Onun kıldırdığı namazlar hafif olurdu.”

İbadetlerde taabbüdilik vardır; yani ibadetin ibadet olma özelliği, bize onu emir olarak algılama ve emri yapma niteliği kazandırıyor. Bu kulluktur. Yani bir ibadet emredildiği için yapılır. Başka hiçbir sebep aranmaz.

Fakat hiç şüphesiz her ibadetin kendine özgü birçok hikmeti olduğu gibi, namazın da birçok hikmeti vardır. Akıl bu hikmetleri arıyor, soruyor, sorguluyor ve buluyor. Ancak akıl da acizdir. Hepsini bilemeyebilir şüphesiz. Bu açıdan, aklın hikmet ve neden üzerinde çok fazla vakit kaybetmeden; mademki akıl sahibi bir insan olarak yaratılmışım; emri dinleyip insan olduğuma şükretmek için namazı kılmalıyım deyip teslim olması gerekir.

Namazın fert ve sosyal hayatımızda sayılamayacak kadar maddî ve manevî fayda ve hikmetleri vardır. Bunlardan başlıcaları şunlardır:

1- Namaz Allah’ın emri olduğundan; namazını kılan kimse Allah’ın emrine itaat etmiş olur. Bu itaat onu Allah’ın rızasına ulaştırır. Allah’ın rızasına ulaşan, ebedî olarak huzur ve saadet içindedir.

2- İnsan, namaz vasıtasıyla Allah’ın kulu olduğunu idrak eder. Allah’ın kulu olduğunu idrak eden, yaratıkları sever, kendisini büyük görmez, gururlanmaz, mütevazı olur. Allah mütevazı olanları sever.

3- Namaz insanı kötülüklerden alıkoyar. Çünkü namazla günde beş defa Allah’ın huzurunda olduğunu hisseden insan, Allah’ın haram kıldığı şeylerden uzaklaşmak için kendinde güç bulur.

4- İnsan her an, her cihetten Allah’ın sonsuz nimetleri ve ikramları ile âdeta kuşatılmış vaziyettedir. Namaz kılan insan, Allah’ın sonsuz nimetlerle ikram edişini takdir etmiş, Allah’a şükretmiş olmaktadır.

5- Dünyanın sıkıntı verici ve olumsuz şartları, bazen insanı boğmakta, içinden çıkılmaz bunalımlara yol açmaktadır. Namaz vasıtasıyla kendisini Allah’a teslim eden insan, hayatın ağır yüklerinden Allah’a sığınmış olmaktadır. Allah’a sığınan insan huzur bulmakta, olumsuz şartların verdiği elem ve ümitsizlikleri atmaktadır.

6- Namaz kılan insan Allah’a karşı fıtrat borcunu ödemiş; vazifesini ifa etmiş olmaktadır. Allah’a karşı vazifesini yapan insan ise, hayatta her işte başarılı, verimli, özverili ve çalışkan olur.

7- Namaz günahlara karşı tevbe ve istiğfar mânâsını da taşımaktadır. Çünkü namaz günahlarımızın bağışlanmasını ve hatalarımızın affını sağlamakta; böylece kalbimizin günah kirlerinden arınmasına ve manevî temizliğe ulaşmamıza vesile olmaktadır.

8- Namaz vasıtasıyla insan Allah’ın bir olduğunu tasdik etmiş, Allah’a boyun eğmiş, kendisini ve nefsini Allah’a teslim etmiş ve Allah’a tevekkül etmiş olmaktadır. Allah’a tevekkül eden ise hem dünyanın, hem de âhiret hayatının saadetini elde etmeyi hak etmiş demektir.

9- Namaz bizi âhiret hayatına hazırlar. Namazla dünyanın fenasından Allah’a sığınmış, ebedî âhiret yurdunu ve saadetini Cenâb-ı Hak’tan istemiş olmaktayız.

10- Namaz vasıtasıyla Cenâb-ı Hakk’a duâ ve münacatta bulunmuş, istenebileceklerin en güzelini, en büyüğünü, en âlâsını Cenâb-ı Hak’tan istemiş olmaktayız. Rabb’imizden hem dünyada, hem de âhirette hasenat vermesini ve bizi mutlu kılmasını namaz kılmak suretiyle isteyebilmekteyiz.

11- Namaz imanın kalbimize yerleşmesine vesile olur. Bu mânâda namaz imanın gıdası, dinin direği ve mü’minin mi’racıdır. Mü’min, namaz kılmak suretiyle Allah katındaki derecelerini arttırmış ve manevî makamlarda yükselmiş olmaktadır.

12- Sonsuz derece aciz, fakir, muhtaç ve zayıf olan insan, namaz vasıtasıyla kâinatın Sahibine yönelmiş, her arzusunu dile getirmiş, Allah’ın kudretine, iradesine, rahmetine, mağfiretine ve gınasına sığınmış olmakta; böylece korktuklarından emin, umduklarına nâil olabilecek bir mâhiyet kazanmaktadır. Yani namaz insanı gereksiz endişelerden, yersiz korkulardan ve sonuçsuz elemlerden kurtarır; Rabb’ine dost yapar.

13- Namazın maddî temizliğe vesile oluşu unutulmamalıdır. Her namaz için abdest alan, haftada en az bir defa gusül abdesti alan mü’minler, hayatının diğer bölümlerinde de temizliğe bir ibadet niteliğinde önem verirler. Böylece sağlık ve sıhhat kazanırlar.

14- Günahlardan sakındığımız sürece namaz, bütün diğer dünyevî işlerimize ve mubah hareketlerimize ibadet niteliği kazandırır. Böylece bütün ömrümüz âhiret hesabına verimli geçmiş olur.

15- Namaz hem bizim bütün ibadetlerimizin, hem de bütün mahlûkatın ibadetlerinin bir fihristesi hükmündedir.

DUÂ

Ey Hâlık-ı Bâri’! Bana ve zürriyetime fıtrat borçlarımızı bildir! Beni ve zürriyetimi nankör eyleme! Bana ve zürriyetime namazı sevdir! Beni ve zürriyetimi şükürsüz eyleme! Beni ve zürriyetimi zat-ı akdesine muti kıl! Müsi’ kılma! Beni ve zürriyetimi kulluğuna kabul eyle!

Hatalarımızla noksanlarımızla birlikte namazımızı, niyazımızı, duamızı, itaatimizi kabul eyle! Âmin!

loading...